21:54 - 17 Temmuz 2008
sistem halt etti!
bazı büyük camilerin girişlerinde elektronik yazı bantları olur. (muhakkak daha anlamlı ve teknik bir adı vardır bunun) burdan namaz vakitleri, hepimizi secdeye yatıracak denli anlamlı islam vecizeleri, makbuz mukabilinde bağış çağrıları falan geçer.. çılgınlar gibi eğlendiğimiz üniversite yıllarında istanbul dışından gelen bir arkadaşla gecenin bir vakti mayhoş vaziyette eve dönüyoruz. şimdi kendisine köylü demek istemem ama üç büyük şehrimiz haricinde daha mütevazi bir vatan toprağından istanbul'a gelmiş ve din kültürü ve ahlak bilgisi bizim gibi metropol çamurunda poka bulanmamış tertemiz bu yağız anadolu çocuğu olan arkadaş bu elektronik bantları camilerde hiç görmemiş olacak ki "aaaa??" gibi bir şaşırma ifadesiyle kolumdan çekiştirip beni camiye bakar bir rotasyonda konumlandırdı, belli ki cevap bekliyor.. banttan geçen hadislere vesaireye paralize olmuş şekilde bakarken bu, birden bold ve kırmızı tonlarda "system halted" yazısı kapladı bu elektronik bantı. yazılımı göçtü heralde, olur bazen.. henüz ağzımdan tek bir kelime açıklama çıkmamış olan bendeniz "ya dedim, istanbul genelinde outdoor bienal tarzı bişey mi ne varmış bu günlerde, bunları da işte bazı camilere koydular. islam sistemine ve din statükosuna eleştiri getiriyo işte. güzel bişey ama di mi?" gibi bir açıklama yaptım. bunun boğazından resmen bir "gulp" efektinin geldiğini duyduğuma eminim, öyle içine oturdu çocuğun.. votka-redbull'un salak gibi güldüren ama insanın iki çift kelamı yanyana getirmesinde bile gözü olan etkisiyle bir şey de diyemedi.. gittik eve yattık sonra. adam (benim muhtemelen eve gidene kadar unutmuş olduğum) bu salakça şakayı öyle bir yemiş olacak ki sabahın dokuzunda o akşamdan kalma kafayla beni çekiştirip "islam düşmanları kazandı, ben gidiyorum abi" dedi, çapaklı gözlerle "bu istanbul çivisinden çıkmış!" tarzı bir şeyler geveliyor karşımda.. "neden bahsediyorsun kuzum sen, daha uykumuzu alamadık, sabah ola hayrola" dememe kalmadan göz yaşları içinde bir başkaldırdı, bir isyankar bu. dünkü meseleyi söyledi bana. "ya olum o şakaydı ya..." diyerek mıncırdım ben bunu.. kozmetik reklamlarında annenin çocuğunu tertemiz beyaz çarşaflı ikiz yatağa çekip gıdıklamaya başlaması gibi el yordamıyla bir iki şaka ettim yatakta.. gönlünü aldım. böyle işte. (bu öykünün gece kısmı birebir doğru bir şekilde aktarılmışken sabah sahnesi yazarın hayal gücü ve dahası homofobik olmaması sebebiyle bir nebze abartılmıştır. bitti.)

fotoğraf: http://zamanzabitasi.blogspot.com/ (onlar da aynı sahneyi yaşamış sanırım)
 
22:30 - 11 Temmuz 2008
şakacı oyunlar
hiç olmuş mu haneke?



1997:



2007: